|
! |
Web sitesinde sunulan verilerin doğrudan kullanım hakkı
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Özel Çevre Koruma Kurumu'na
ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği
Enstitüsü'ne aittir. Kaynak gösterilerek kullanılması
durumunda aşağıdaki yayına atıfta bulunulması gerekmektedir.
"OKUŞ
E., YÜKSEK A., YOKEŞ B., YILMAZ İ.N., ASLAN-YILMAZ A.,
KARHAN S.Ü., DEMİREL N., DEMİR V., ZEKİ S., TAŞ S., SUR
H.İ., ALTIOK H.,
MÜFTÜOĞLU A.E., BALKIS N., AKSU A., DOĞAN E., GAZİOĞLU C. (2006).
Gökova
Özel Çevre Koruma Bölgesinin Kıyı ve Deniz Alanlarının
Biyolojik Çeşitliliğinin Tespiti Projesi Final Raporu,
(Sunulan Kuruluş, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre
Koruma Kurumu Başkanlığı) ISBN:975-8273-91-4" |
Gökova Özel Çevre
Koruma Bölgesinde denizel biyoçeşitliliğin tespiti amacı ile 306 km2
denizel alanın, ~220 km lik kıyı şeridinde, supralittoral zonundan
başlıyarak 55 m derinliğe kadar olan sahada, toplam 75 gün boyunca
309 SCUBA ve 128 serbest dalış gerçekleştirilmiştir. Ayrıca türlerin
dağılım alanla rı hakkında ekosisteme ait veriler toplamak amacı ile
her üç dönemde de toplam 16 istasyonda fiziksel, kimyasal ve
biyolojik ölçümler yapılmıştır (Gerekli görülmesi üzerine Akbük
Koyun’a 3. seferde 1 ek istasyon daha konulmuştur).
Yapılan fiziksel
ölçümler kapsamında, bölge değişken rüzgarların etkisi altında
olduğu, su tabakalaşmasının sıcaklık kontrolünde olup tuzlulukta,
yüzey girdileri hariç, hafif değişimler olduğu saptanmıştır.
Girintilerin fazla olduğu, ağzı sirkülasyona imkan vermeyen koylarda
su yenilenmesinin düşük olduğu hesaplanmıştır (Andızlı Koyu).
Askıda katı maddenin
su kolonunda en yoğun olduğu bölgeler genellikle yüzey suyunda olup
bu durum, azmakların körfezde oldukça etkili olduğunu
göstermektedir.
Çözünmüş oksijen
değerleri genel olarak yüzey suyunda yüksektir. Besin elementleri
bakımından, Gökova ÖÇK Bölgesi, Güney Ege’deki oligotrofik yapıya
benzer dağılımlar göstermekle birlikte drenaj sahası olması
nedeniyle özellikle yerleşim ve tarım faaliyetlerinden kaynaklanan
atıksuların azmaklara karıştığı Akyaka ve Karacasöğüt’te değerler
yükselmektedir. Tüm bölgede silikat değerleri yoğun tatlısu
taşınımları nedeniyle yüksektir.
Bölgede klorofil a ve
toplam organik karbon verileri incelendiğinde Akdeniz’in genel
yapısına uygun olarak oligotrofik özelliklerin hakim olduğu
saptanmıştır. Ancak dere ağızları ve tekne turizminin yoğun olduğu
bölgelerde artan insan faaliyetlerine bağlı olarak ilave besin
elementi girişimleri sonucunda üretimde artışlar gözlenmektedir.
Suda çözünmüş metal (Fe,
Mn, Pb, Cu, Cd ve Hg) içerikleri genel olarak deniz suyunda kabul
edilebilir limitlerin oldukça üzerindedir. Yüksek değerler esas
olarak bölgenin gerisindeki mineral zonlarından olan taşınımlarla
ilişkilidir. Askıda katı maddede metal içerikleri çözünmüş
formlarına benzer şekilde deniz suyunda kabul edilebilir limitlerin
üzerindedir. Yüzey sedimentlerinde Cr, Ni ve Fe içerikleri şeyl
ortalamasının üzerindedir. Yüksek değerler mineral zonlarından olan
taşınımlara ve karasal kaynaklı antropojenik (evsel + endüstriyel)
girdilere işaret etmektedir. Yüzey sedimentlerinde toplam fosfor
içerikleri genel olarak şeyl ortalamasının altında olup, şeyl
ortalaması üzerindeki değerler tarım alanlarından nehirlerle olan
taşınımlardan kaynaklanmaktadır.
Gökova Özel Çevre
Koruma Bölgesi’nde üç dönemde gerçekleştirilen su kalitesi
çalışmaları, bazı problemli noktalar hariç bölgenin bakteriyolojik
açıdan Akdeniz’in en temiz sahalarından biri olduğunu
göstermektedir. Ancak çalışma alanında özellikle yerleşimin
yoğunlaştığı Akyaka’da ve yaz aylarında tekne trafiğinin yoğun
olduğu Çam Limanı, İngiliz Limanı gibi koylarda bakteriyolojik
kirlilik indikatörleri tespit edilmiştir.
ÖÇK Bölgesi’nde
gerçekleştirilen fitoplankton çalışmalarında
toplam 101 tür/grup
tespit edilmiştir. Bölgede toplam biyokütle düşük olmakla birlikte
tür çeşitliliği yüksek olup, bu durum genel Akdeniz özelliklerini
göstermektedir.
Gökova ÖÇK Bölgesinde
zooplankton tür çeşitliliği yüksek olup, üç dönemi kapsayan
çalışmada toplam 110 tür/grup tespit edilmiştir. Sonuçlar, düşük biyokütleye sahip olmakla birlikte bazı kirlilik indikatörü
türlerinin de bulunduğunu göstermektedir.
Balık yumurta
larvaları üstüne yapılan araştırmada bölgede yoğun yumurta ve larva
dağılımı tespit edilmiştir. Özellikle Haziran ayında yapılan
örneklemelerde yoğunluk daha yüksektir. Dalışlarda yapılan
gözlemlerde de larva dağılımının özellikle çayır ve kayalık
ortamların yüksek olduğu bölgelerde göreceli olarak yüksek
yoğunlukta olduğu gözlenmiştir. Özellikle labrid ve sparid
larvalarının yoğun olduğu gözlenmiştir. Yine bu bölgelerde sıklıkla
yavru lahozlara da rastlanmıştır. Genel olarak saha balıkların
yumurtlama ve gelişimi için uygun bir ortam olduğundan dolayı
gelecek stokların devamlılığı için rezerv alan olarak önerilmiştir.
Gökova ÖÇK Bölgesi’nde
yapılan biyoçeşitlilik çalışmalarında 19 sistematik gruba ait 723
makroskobik tür tanımlanmıştır. Bölgede floraya ait 73 makroalg, 6
deniz çayırı türü tespit edilmiştir. Faunaya ait 17 sistematik
gruptan 41 Porifera, 30 Cnidaria, 3 Ctenophora, 11 Plathelminthes, 3
Nemertini, 1 Echiura, 3 Sipuncula, 236 Mollusca, 47 Arthropoda, 28
Polychaeta, 46 Bryozoa, 37 Echinodermata, 19 Tunicata, 136 Pisces, 2
Reptilia, 1 Mammalia olmak üzere toplam 644 makroskobik tür
tanımlanmıştır. Sistematik gruplar içinde en çok tür sayısı Mollusca
ve Pisces’a aittir. Bu türlerden 33 ü Türkiye için, 8 i Ege Denizi
kıyılarımız için ilk kayıttır.
Gruplar bazında
ortalama görülme ve ortalama birey sayısı değerleri incelendiğinde
deniz çayırlarını da kapsayan Tracheophyta grubunun ortalama görülme
frekansı tüm gruplar içinde 28.65 ile en yüksektir. Faunaya ait
grupların kendi içinde değerlendirilmesiyle ortalama görülme
frekansı en yüksek gruplar sırasıyla Porifera, Echinodermata ve
Pisces’dır. Ortalama birey sayıları açısından ise en yüksek gruplar
sırasıyla Echinodermata, Porifera ve Pisces’dır.
Gökova ÖÇK Bölgesinde
elde edilen makro flora ve fauna örneklerin değerlendirilmesinde
ulusal mevzuat ve uluslararası Sözleşmelerin eki protokoller dikkate
alınmıştır. Tespit edilen türler, Akdeniz havzasında koruma altında
bulunan doğal alanların envanterini çıkartabilmek için oluşturulmuş
olan UNEP (OCA)/MED WG. 167/4 Annex III’te verilen Standart Bilgi
Giriş Formuna (SDF) işlenmiştir. İlk olarak bölge tanımlanmış ve
lokasyonu forma işlenmiştir.
Proje Kapsamında
Akdeniz de soyu tehlike altına girmiş ve
Türkiye’nin de taraf olduğu
Bern ve Barselona Sözleşmelerince ve “1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu/Su Ürünleri Sirküleri” ile “Kıyı Kanunu” gibi ulusal
mevzuatla koruma altına alınmış türlerin ÖÇK bölgesindeki dağılım
alanları ve tehdit unsurları araştırılmıştır. İki yıllık çalışma
sonucunda, Gökova ÖÇK bölgesinin koruma statüsünde olan toplam 34
türü barındırdığı tespit edilmiştir. Bu türlerin tüm ÖÇK bölgesi
içindeki dağılımları, önem durumlarına ve baskınlıklarına göre;
ilave olarak tüm türlerin bölgedeki dağılımları geliştirilmiş IUCN
kriterleri ile haritalanmıştır.
Bölgede fasiyes
oluşturan önemli türlerin dağılım haritaları oluşturulmuş ve
kapladıkları alanlar hesaplanmıştır. Buna göre; Posidonia
oceanica 6.9 km2, Cymodocea nodosa 3.9 km2,
Halophila stipulacea 2.9 km2, Caulerpa racemosa
0.68 km2, Osmundaria volubilis 0.34 km2
Flabellia petiolata 0.16 km2, alan kapladıkları
tespit edilmiştir. Bulgular, bu türlerden Akdeniz havzasında koruma
altında bulunan Posidonia oceanica’nın birinci sırada en
önemli tür olarak oldukça sağlıklı fasiyesler oluşturduğunu ve bu
türün tek başına bölgenin özel koruma statüsünde olması için yeterli
olduğunu ortaya konmuştur. Datça-Bozburun ÖÇK bölgesi ile
karşılaştırıldığında, Gökova ÖÇK Bölgesi’nde C. racemosa’nın
üçüncü sıraya gerilemiş olması dikkat çekicidir.
Ayrıca bölgede 26
yabancı denizsel tür tespit edilmiştir. Bu türlerin hepsi Doğu
Akdeniz kıyılarımızda geniş bir dağılıma sahiptir. Fakat bazıları (Charybdis
hellerii, Thalamita poissonii, Portunus pelagicus, Micippa thalia,
Melicertus hathor, Ergalatax obscura, Chelidonura fulvipunctata ve
Dendrostrea frons) Ege Denizi kıyılarımızda ilk defa bu çalışma
kapsamında kaydedilmiştir.
İki yıllık çalışma
kapsamında elde edilen veriler ışığında, bölgede tür çeşitliliğini
etkileyen sorunlar ve ekosistemin korunması için alınması gereken
önlemler rapor kapsamında sunulmuştur.
ÖÇK bölgesi kapsamında
bulunan, Akdeniz’de bilinen tek yavrulama alanı olan Boncuk Koyu’nda
kumsal köpekbalığının (Carcharhinus plumbeus) dağılımı
araştırılmış ve bu konuda alınması gereken önlemler bu rapor
kapsamında oluşturulmuştur.
Özellikte tekne
turizminin yoğun olduğu ÖÇK Bölgesi’nde hassas ekosistem yapısının
insan
faaliyetleri sonucunda ilave yükler ile geri dönüşü zor hatta
imkânsız hasar göreceği ve bazı bölgelerde (Akyaka, Akbük, Çam
Limanı, Sedir Adası) bu durumun ortamı tehdit eder boyutlara
yaklaştığı saptanmıştır.
Çalışma alanında
mevcut katı atık, demirleme, yerleşim, turistik yapılar ve kıyı
dolguları haritalanmış ve bunların biyolojik çeşitliliğe etkileri
incelenmiştir. Akyaka, Çam Limanı, Sedir Adası, Karacasöğüt, İngiliz
Limanı, Tuzla Koyu, Hırsız Koyu ve Yediadalar’da başta turizm olmak
üzere insan faaliyetleri sonucu yoğun tahribat oluştuğu
saptanmıştır.
Ayrıca ortamda balıkçılar tarafından terk edilen kafes
ve ağların hedef dışı avcılığı devam ederek pek çok türün ağlara
takılarak çürümesi sonucunda ortamda ayrı bir habitat tahribatı
oluştuğu tespit edilmiştir. Bu nedenle yerleri tespit edilen ağ ve
kafeslerin bir proje ile ortamdan uzaklaştırılması önerilmiştir.
Bölgede balık
çiftliklerinin biyoçeşitliliğe etkileri araştırılmış, Andızlı
koyunda habitat tahribatının yüksek olduğu ve çiftliğin en kısa
zamanda başka bir noktaya taşınması önerilmiştir. Bunun yanında
Karaca Ada civarına yerleştirilmiş çiftlikte ise henüz bir sorunla
karşılaşılmamıştır.
ÖÇK bölgesinde başta
gırgır tekneleri ile olan avcılık olmak üzere avcılığın
biyoçeşitliliğe etkisinin araştırılması amacı ile özellikle yerel
balıkçılar ile anket çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışma ile dalış
çalışmaları sırasında gerçekleştirilen tespitler ışığında bölgede
koruma altındaki bazı balık ve deniz canlılarına yönelik seçici
avcılık baskısının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu
nedenle orfoz, lahos, akya, eşkina, böcek, karavida, kum köpekbalığı
vb. türlere yönelik avcılık baskısının kontrol altına alınması ile
ilgili öneriler geliştirilmiştir.
Arıcak raporda Gökova
ÖÇKB de özellikle Akyaka’da görüldüğü gibi hızla gelişen yeni
yerleşim alanlarının arazi, kıyı kullanımı ve deşarj sistemlerinin
alıcı ortam olan denize zarar vermemesi için gerekli planlamaların
yapılması şiddetle önerilmiştir. Aynı şekilde potansiyel gelişme
noktaları olarak belirlenen Karacasöğüt, Akbük, İngiliz Limanı, Ayın
Koyu gibi alanlarda ileri dönük yerleşim ve koruma planlarının en
kısa zamanda bölgede uygulanabilir hale dönüştürülmesi
gerekmektedir.
İki yıl süren
biyoçeşitlilik çalışmaları, bölgede tespit edilen bazı aksaklıklara
ve noktasal sorunlara rağmen Gökova ÖÇK’nin Bölgesinin gelecek
nesillere aktarılabilecek bir miras olduğu ve bu zenginliklerin tüm
ülkenin ve hatta tüm dünyanın ortak malı olarak değerlendirilerek
korunmasının gerekliliğini göstermektedir.
|