Prof.Dr. Erdoğan Okuş
1962-2006

 Giriş
 Oceanos
 Proje sonuçları
 Veri tabanı
 Proje ekibi
 Fotoğraflar
 Yayınlar
 Bağlantılar
 Görseller
 İletişim

Oceanos-Datca
Projesi Web Sayfası

 

!

   Web sitesinde sunulan verilerin doğrudan kullanım hakkı T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Özel Çevre Koruma Kurumu'na ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü'ne aittir. Kaynak gösterilerek kullanılması durumunda aşağıdaki yayına atıfta bulunulması gerekmektedir.

   "OKUŞ E.,  YÜKSEK A., YOKEŞ B., YILMAZ İ.N., ASLAN-YILMAZ A., KARHAN S.Ü., DEMİREL N., DEMİR V., ZEKİ S., TAŞ S., SUR H.İ., ALTIOK H., MÜFTÜOĞLU A.E., BALKIS N., AKSU A., DOĞAN E., GAZİOĞLU C. (2006). Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinin Kıyı ve Deniz Alanlarının Biyolojik Çeşitliliğinin Tespiti Projesi Final Raporu, (Sunulan Kuruluş, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı) ISBN:975-8273-91-4"

Koruma altındaki türler

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin ulusal ve uluslar arası sözleşmelerce koruma altına alınmış olan 34 türe ev sahipliği yaptığı bu çalışma kapsamında belirlenmiştir. Bu türlerin ve habitatlarının korunması doğrultusunda Şekil 5.2.2.1 de gösterilen alanlarda her türlü habitat tahribatına (atık ağ, dinamit ile avcılık, demirleme, kıyı dolgusu, kıyıya yakın bölgelerde avlanma vs). Öte yandan bölgede böcek, karavida, orfoz ve ahtapot gibi koruma altındaki ekonomik türler üzerinde yasak avcılığın devam ettiği tespit edilmiştir. Bu türlerin turistik tesisler ve çarşılarda sergilenip ticaretinin yapılması, kontrol mekanizmalarının yeterince çalışmadığını göstermektedir. Koruma altındaki türlerin ticaretinin yapıldığı alanlarda denetimlerin arttırılması ve caydırıcı para cezalarının uygulanması gerekmektedir.

Boncuk Koyu, kumsal köpekbalığının Akdeniz’de bilinen tek yavrulama alanıdır. Önceki veriler ve bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen tespitler ile Mayıs ayında bu bölgede köpekbalıklarının yavrulamak amacı ile kıyılara geldiği saptanmıştır. Ancak bu çalışma kapsamında bölgede yürütülen anket çalışmaları ve gözlemler, aşırı avcılığın bu koyda da etkili olduğunu göstermiştir. Çalışma kapsamında elde edilen veriler doğrultusunda koy, balıkçılık faaliyetlerine tamamen kapatılmış olup, köpekbalıklarının yavrulama dönemlerinde sualtı görüntüleme sistemleri ile gerek bilimsel araştırmalar gerekse turistik amaçla bölgeye gelen ziyaretçilerin kontrolsüz dalışları engellenmiş ve canlıya zarar vermeden bu doğa olayının izlenmesi için gerekli alt yapı hazırlanmıştır. Bu noktadan sonra, bölgede izinsiz dalışların önlenmesi için gerekli denetimlerin sıklaştırılması ve oluşturulan sistemin işlevselliğinin sürdürülmesi gerekmektedir.

Yine yapılan anketler sonucunda köpek balığı yavrularının dağılım alanları ve bu alanlarda yapılan avcılıklarda pek çok yavrunun katledildiği tespit edilmiştir. Şekilde belirtilen bu alanlarda her türlü avcılığın yasaklanması önerilmektedir.

Deniz çayırları

Şekil de gösterilen çayırlık alanlarda demirleme ve katı atık kirliliği kontrol altına alınmalıdır. Bu kapsamda özellikle Posidonia oceanica dağılım alanları olan Akbük batısı, Ayın, Löngöz, Tuzla, Küfre, Yediadalar, Amazon Kamping ve Çatı koylarında şamandıralandırma yapılmalıdır ve aile balıkçılarından ve teknelerden kaynaklanan katı atık kirliliğine karşı katı atık toplama sistemleri oluşturulmalı ve bu kapsamda yat turizmi ile uğraşanlar ve bölge balıkçıları eğitilmelidir.

 

Balıkçılık

Proje bulgularına dayanarak Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’ne bölgenin profesyonel balıkçılığa tamamen kapatılması önerilmiş ancak sadece Akbük-Löngöz burunları arasında kalan bölge kapatılmıştır. Saha yumurtlama alanı olarak önemli olduğundan dolayı en azından Ören-Çatı koyu arasındaki saha trol ve gırgıra kapatılmalıdır.

Özellikle Koruma altında olan kum köpek balığı üreme sahası olan Boncuk Koyu ve Çam Limanı, Akbük, Andız Koyu gibi yavruların dağılımının tespit edildiği (Balıkçı anketleri sonucuna dayanarak) koylarda aile balıkçılarının bırakma ağ ile avlanmaları kontrol altına alınmalıdır. Özellikle Nisan-Ağustos dönemlerinde bu bölgelerde avlanmaları yasaklanmalıdır. Boncuk Koyu’nda ise tüm yıl boyunca habitat tahribatını önlemek için aile balıkçılığının yasaklanması önerilmektedir.

Genel olarak bölgede aile balıkçılığının varlığı desteklenmeli, fakat ortama tahribatı da engellenmelidir. Şekil 5.2.3’te de gösterildiği gibi eski ağ ve sepetlerini karasal çöp toplama bölgelerine atacaklarına denize terk etmektedirler. Bu durum ortamda bozulmaya neden olduğu gibi hayalet avcılığa da devam ederek hedef dışı türleri de tehdit etmektedir. Ortamdan bu malzemenin uzaklaştırılması ve tekrar oluşmasının önlenmesi önerilmektedir.

Bölgede yoğun zıpkınlı avcılık yapılmaktadır. Özellikle lahoz ve sinarite yönelik ve gece ışık ve tüp ile yapılan zıpkınla avcılığın Türkiye karasularında tamamen yasak olmasına karşın yoğun olarak devam etmesi engellenmelidir. Bu kapsamda Sahil Güvenlik’in bölgeyi kontrol etmekte yetersiz kaldığı görülmektedir. Sürdürebilirlik kapsamında rezerv sahalar olan bu bölgede kontrolsüz avcılığın önüne geçmek için mutlaka ve mutlaka bölgedeki Sahil Güvenlik’in iyileştirilmesi ve üst rütbeli kişilerce kontrol edilmesi sağlanmalıdır.

Yapılan çalışma, Gökova Körfezi nin lahoz, sinarit ve orfoz gibi pek çok tür için önemli bir yavru gelişme alanı olduğunu göstermiştir. Gerek lahoz, gerekse sinarit, orfoz gibi ekonomik değeri olan balıklar üzerindeki avcılık baskısının azaltılması için bölgede sınırlı balıkçılık (üreme zamanı avlanma yasağı) uygulanmalıdır.

Balık çiftliklerinin, özellikle Andızlı Koyu’ndaki çiftliliğin bölgeden uzaklaştırılması kararı alınmasından dolayı, bu konu ile ilgili bir öneri getirilmemiştir. (Not: eğer başka bölgelere taşımadan ziyade bölge içerisinde yer değiştirme yönünde karar verilmesi durumunda kafeslerin koyların dışında ve akıntı hızının yüksek olduğu çayırsız bölgelere konuşlandırılması önerilmektedir. Tabiî ki böyle bir uygulamaya geçilmeden önceden yer tespiti yapılmalı ve bölgenin biYoçeşitliliği, akıntı hızı ve yönü ve su ve sediment kalitesi araştırmaları gerçekleştirilmelidir.

Kirlilik

Turizm aktivitesinin yoğun etkisi gözlenen Akyaka, Çam Limanı, Sedir Adası, Karacasöğüt, İngiliz Limanı, Tuzla Koyu, Hırsız Koyu ve Yediadalar’da tespit edilen yoğun katı kirliliğinin acilen toplanması için gerekli projeler başlatılmalıdır. Karasal katı atık toplama tesislerinin bulunduğu Karacasöğüt, Akyaka, İngiliz Limanı gibi yoğun tekne turizminin olduğu bölgelerde, günlük kapasite göz önünde bulundurularak ve doğal yapıya uygun olarak atık toplama hizmetlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca bölgenin biyoçeşitlilikçe zenginliği, önemi ve katı atığın biyoçeşitliliğe etkisinin ifade edildiği eğitici broşür, afiş ve panolar ile turistler, turizmciler ve yerli halk eğitilebilir.

Gökova’da doğal yapısından kaynaklanan pek çok tatlı su girdisi bulunmaktadır. Çalışma kapsamında, tatlı su kaynaklarının su altında da biyoçeşitliliğe önemli katkısı olduğu tespit edilmiştir. Nitekim, su altında tatlı su çıkışlarının bulunduğu bölgeleri, birçok türün yumurtlama alanı olarak mesken edindiği saptanmıştır. Öte yandan, yapılan araştırma sonucunda bölgeye tatlı su girdelerinden pek çok kirletici yük girişi olduğu da tespit edilmiştir. Bölgedeki azmakların çıkışlarında özellikle yerleşimin bulunduğu Akyaka ve Akbük’te evsel atık kirliliği tespit edilirken, yine Akyaka ve Karacasöğüt’te tarım ve seracılık faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik tespit edilmiştir. Bu nedenle bölgede nehir girdilerinin deşarjlara karşı kontrole alınması gerekmektedir. Öte yandan, azmaklardan kaynaklanan kirliliğin kaynağının tespiti sonucunda bu kirliliğin bertarafı, azmakların doğal yapısına zarar vermeden gerçekleştirilmelidir ve bu projeler izleme araştırmaları ile sürekli takip edilerek denetlenmesi sağlanmalı ve olası problemlerin çözümü için gerekli veri tabanının oluşturulmalıdır.

Akyaka İskelesinin Azmak ağzından alınarak batıya taşınması ve küçük teknelerin Azmak içinden çıkartılması, Azmak ekosisteminde olumlu etkilere neden olacaktır. En başta bölgede yoğun gözlenen katı atık kirliliği ve teknelerin pis su giderlerinden kaynaklanan mikrobiyolojik kirliliğin önüne geçilmiş olacaktır.

Bölgenin en büyük yerleşim sahası olan Akyaka’da özellikle Azmak etrafında yerleşmiş tesislerin mevcut deşarjlarını Azmak’a vermesi ve yeni yerleşim alanlarının hızla ortamda gelişmesi Azmak da kirlilik yükünün artacağı düşüncesini doğurmaktadır. Bu duruma acil önlem alınması ısrarla önerilmektedir. İleriye dönük olarak bölgede planlanan atık toplama ve arıtma atığı suların verileceği alanlarda da özel ve uzun süreli araştırmalar yapılmalıdır. Tesislerin faaliyete geçmesinin ardından sitemin çalışma kapasitesi ve alıcı ortamdaki etkilerin takibi izleme projeleri ile mutlaka takip edilmelidir.

Çam Limanı’nda günlük gezi teknelerinin kontrol altına alınarak sintinelerinin ve pis su tanklarının boşaltılması belirli aralıklarla denetlenmesi ve iskelelerin iyileştirilmesi önerilmektedir. Özellikle iskelelerin altında ve civarında tespit edilen ileri boyutlardaki katı atık kirliliği giderilmeli ve ileri dönük önlemler alınmalıdır.

Karacasöğüt’te iskele iyileştirme çalışmaları hızla devam etmeli ve limana demirleyecek tekne sayısına limit konulmalıdır. Nehir girdisinin olduğu bölge iskele çalışmalarından arındırılmalı ve dere ıslahına öncelik verilmelidir. Islah çalışmaları sırasında derenin ekolojik yapısı ve sulak alanın Dere ıslahı, derenin ekolojik yapısına ve yakın bölgede ki sulak alan dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca bu bölgelerde liman içlerinde meydana gelen yoğun katı atık kirliliğinin en kısa zamanda temizlenmesi gerekmektedir. Bu durum hipoksik koşulların oluşmasına sebep olduğu için habitat kaybına sebep olmaktadır. Karacasöğüt Koyu’nda da Çam Limanı’nda olduğu gibi katı atık kirliliğinin engellenmesine yönelik önlemler alınması ve gerekli temizlik çalışmalarının yürütülmesi sağlanmalıdır.

Turizm baskısı

Özel tekneler, günübirlik tur tekneleri ve mavi tur teknelerince yoğun kullanılan koylarda özellikle yaz aylarında demirleme, katı atık, ve pis su tanklarının boşaltılmasından dolayı yoğun kirlilik ve habitat tahribatı gözlenmektedir. Özellikle Sedir Adası ile Çamlı arasında kalan bölgede günübirlik turist taşımacılığı sonucu oluşan katı atık (özellikle pet şişe) kirliliği önemli boyutlardadır. Günlük gezi teknelerinin programları hemen hemen aynı saatleri ve mevkileri kapsadığından aynı anda pek çok tekne aynı bölgede yoğunlaşmakta ve bu da ortam üstündeki baskıyı ani olarak arttırmaktadır. Mevcut turistik yapıların birkaç saat içinde aniden artan insan nüfusunun yarattığı tahribatı tolere etmekte yetersiz kalması problemlerin daha da zorlaşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle günlük gezi teknelerinin programlarına kotalar uygulanması ve farklı zaman dilimlerinde eşit ve kabul edilebilir sayıda insan yüküne hizmet verecek kapasitede tesislerin geliştirilmesi gerekmektedir. Teknelerin demirlemeleri için uygun şamandıra sistemlerinin dizaynı da bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Bu eşsiz koyların gelecek nesillere taşınması için sürdürülebilir yönetim planlarının uygulanması ve habitat tahribatının engellenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, ÖÇKKB personeli ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca oluşturulmuş koruma kontrol noktaları oluşturularak belirli ücret karşılığında tekne hizmetleri sağlanabilir (Demirleme noktaları, katı ve sıvı atık alım noktaları liman hizmetleri vs). Böylece koylar hem denetim altında tutulabilir hem de bölgenin devamlılığı için gelir sağlanabilir. Bu kapsamda eğitici afiş, broşür ve seminerler ile bölgenin zengin biyolojik yapısı ve sürekliliği için neler yapılması gerektiği turistlere ve bölge halkına anlatılmalıdır.

Yerleşim planlanması ve habitat kaybı

Gökova OÇKB de koruma altında türlerin zenginliği bölgede özel habitatlarında bulunmasının bir göstergesidir.

Akyaka, Ayın Körfezi, Bördübet, Karaçasöğüt gibi geniş kumsal alanlar denizel ve karasal ekosistem için son derece önemli habitatlardır. Bu alanlardan özellikle Akyaka ve Ayın Koyunda tehdit altındadır.

Yerleşimin yoğun olduğu Akyaka da bulunan geniş kumluk alan plaj olarak kullanılmaktadır. Bu alanda insan etkisinden kaynaklanan kirliliğin en düşük seviyeye indirgenmesi gerekmektedir. Özellikle bu bölgenin drenaj sahası olması ve sıklıkla gözlenen tatlı su girdileri su kalitesinde bazı olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bu nedenle özellikle drenaj alanlarının daha kaliteli alanlar elde etmek adına kontrolsüz müdahalesinden kaçınılmalıdır. Örneğin drenajı önlemek adına bölgenin doğal yapısının bir parçası olan Azmak’ın hidrolojik özelliklerine müdahale edilmesinden kesinlikle kaçınılmalı ve böyle bir durumda bölgedeki biyoçeşitliliğin tahribatı bir yana, uzun vadede kumsal alanın tahribatına da sebep olacağı dikkate alınmalıdır. Yine bu başlık altında Azmak ekosisteminin korunması adına bölgedeki tekne trafiğinin minimuma indirilmesi ve balıkçı barınağının bu bölgeden kaldırılarak, Akyaka nın batısında mevcut olan iskelenin geliştirilip, bu bölgenin aile balıkçılarına da uygun haline getirilmesi bir kez daha önerilmektedir.

Akyaka da gözlenen hızlı gelişim beraberinde habitat tahribatını ve dolayısı ile yumurtlama alanına getireceği olumsuz etki göz önüne alınarak geleceğe yönelik olarak planlanan arıtma tesisleri ve kıyı koruma planı, hızlı artan nüfus hızı dikkate alınarak ve ekosistemde gerçekleştirilecek araştırma ve su kalitesi izleme projeleri doğrultusunda oluşturulmalıdır.

Ayın Koyunda planlanan yüksek kapasiteli otel ve marina inşaatının bölgenin doğal yapısını bozarak, kıyı ve habitat tahribatını artıracağı ve tür dağılımında olumsuz etki oluşturacağı şüphesizdir. Bölgede ender görülen geniş kumluk plajların önemli ölçüde kayba uğratacağı göz önüne alınarak kesinlikle izin verilmemesi önerilmektedir.

Akbük, Çam Limanı, İngiliz Limanı, Amazon Kamping gibi turizm tesislerinin hızla geliştiği bölgelerde kıyı kullanımına uygun önlemlerin alınmasına ve yerleşimin kıyı şeridinden daha içerde ve doğa ile uyumlu planlanmasına özen gösterilmesi önerilmektedir.

Aynı şekilde Karacasöğüt’te devam eden seracılık ve hızlı yapılaşma koy içinde ileriye dönük problemleri göstermektir. Yine bu bölgede marina ve liman kullanımı mevcut limitlerin üstüne çıktığında kıyı şeridinin ve özellikle sulak alanda çok yakın bir gelecekte önemli problemler yaratacaktır.