|
! |
Web sitesinde sunulan verilerin doğrudan kullanım hakkı
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Özel Çevre Koruma Kurumu'na
ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği
Enstitüsü'ne aittir. Kaynak gösterilerek kullanılması
durumunda aşağıdaki yayına atıfta bulunulması gerekmektedir.
"OKUŞ
E., YÜKSEK A., YOKEŞ B., YILMAZ İ.N., ASLAN-YILMAZ A.,
KARHAN S.Ü., DEMİREL N., DEMİR V., ZEKİ S., TAŞ S., SUR
H.İ., ALTIOK H.,
MÜFTÜOĞLU A.E., BALKIS N., AKSU A., DOĞAN E., GAZİOĞLU C. (2006).
Gökova
Özel Çevre Koruma Bölgesinin Kıyı ve Deniz Alanlarının
Biyolojik Çeşitliliğinin Tespiti Projesi Final Raporu,
(Sunulan Kuruluş, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre
Koruma Kurumu Başkanlığı) ISBN:975-8273-91-4" |
Gökova Özel Çevre
Koruma Bölgesi’nin ulusal ve uluslar arası sözleşmelerce koruma
altına alınmış olan 34 türe ev sahipliği yaptığı bu çalışma
kapsamında belirlenmiştir. Bu türlerin ve habitatlarının korunması
doğrultusunda Şekil 5.2.2.1 de gösterilen alanlarda her türlü
habitat tahribatına
(atık ağ, dinamit ile avcılık, demirleme, kıyı dolgusu, kıyıya yakın
bölgelerde avlanma vs). Öte yandan bölgede böcek, karavida, orfoz ve
ahtapot gibi koruma altındaki ekonomik türler üzerinde yasak
avcılığın devam ettiği tespit edilmiştir. Bu türlerin turistik
tesisler ve çarşılarda sergilenip ticaretinin yapılması, kontrol
mekanizmalarının yeterince çalışmadığını göstermektedir. Koruma
altındaki türlerin ticaretinin yapıldığı alanlarda denetimlerin
arttırılması ve caydırıcı para cezalarının uygulanması
gerekmektedir.
Boncuk
Koyu, kumsal köpekbalığının Akdeniz’de bilinen tek yavrulama
alanıdır. Önceki veriler ve bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen
tespitler ile Mayıs ayında bu bölgede köpekbalıklarının yavrulamak
amacı ile kıyılara geldiği saptanmıştır. Ancak bu çalışma kapsamında
bölgede yürütülen anket çalışmaları ve gözlemler, aşırı avcılığın bu
koyda da etkili olduğunu göstermiştir. Çalışma kapsamında elde
edilen veriler doğrultusunda koy, balıkçılık faaliyetlerine tamamen
kapatılmış olup, köpekbalıklarının yavrulama dönemlerinde sualtı
görüntüleme sistemleri ile gerek bilimsel araştırmalar gerekse
turistik amaçla bölgeye gelen ziyaretçilerin kontrolsüz dalışları
engellenmiş ve canlıya zarar vermeden bu doğa olayının izlenmesi
için gerekli alt yapı hazırlanmıştır. Bu noktadan sonra, bölgede
izinsiz dalışların önlenmesi için gerekli denetimlerin
sıklaştırılması ve oluşturulan sistemin işlevselliğinin sürdürülmesi
gerekmektedir.
Yine yapılan anketler
sonucunda köpek balığı yavrularının dağılım alanları ve bu alanlarda
yapılan avcılıklarda pek çok yavrunun katledildiği tespit
edilmiştir. Şekilde belirtilen bu alanlarda her türlü avcılığın
yasaklanması önerilmektedir.
Şekil
de gösterilen çayırlık alanlarda demirleme ve katı atık kirliliği
kontrol altına alınmalıdır. Bu kapsamda özellikle Posidonia
oceanica dağılım alanları olan Akbük batısı, Ayın, Löngöz,
Tuzla, Küfre, Yediadalar, Amazon Kamping ve Çatı koylarında
şamandıralandırma yapılmalıdır ve aile balıkçılarından ve
teknelerden kaynaklanan katı atık kirliliğine karşı katı atık
toplama sistemleri oluşturulmalı ve bu kapsamda yat turizmi ile
uğraşanlar ve bölge balıkçıları eğitilmelidir.
Proje
bulgularına dayanarak Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel
Müdürlüğü’ne bölgenin profesyonel balıkçılığa tamamen kapatılması
önerilmiş ancak sadece Akbük-Löngöz burunları arasında kalan bölge
kapatılmıştır. Saha yumurtlama alanı olarak önemli olduğundan dolayı
en azından Ören-Çatı koyu arasındaki saha trol ve gırgıra
kapatılmalıdır.
Özellikle Koruma
altında olan kum köpek balığı üreme sahası olan Boncuk Koyu ve Çam
Limanı, Akbük, Andız Koyu gibi yavruların dağılımının tespit
edildiği (Balıkçı anketleri sonucuna dayanarak) koylarda aile
balıkçılarının bırakma ağ ile avlanmaları kontrol altına
alınmalıdır. Özellikle Nisan-Ağustos dönemlerinde bu bölgelerde
avlanmaları yasaklanmalıdır. Boncuk Koyu’nda ise tüm yıl boyunca
habitat tahribatını önlemek için aile balıkçılığının yasaklanması
önerilmektedir.
Genel olarak bölgede
aile balıkçılığının varlığı desteklenmeli, fakat ortama tahribatı da
engellenmelidir. Şekil 5.2.3’te de gösterildiği gibi eski ağ ve
sepetlerini karasal çöp toplama bölgelerine atacaklarına denize terk
etmektedirler. Bu durum ortamda bozulmaya neden olduğu gibi hayalet
avcılığa da devam ederek hedef dışı türleri de tehdit etmektedir.
Ortamdan bu malzemenin uzaklaştırılması ve tekrar oluşmasının
önlenmesi önerilmektedir.
Bölgede yoğun zıpkınlı
avcılık yapılmaktadır. Özellikle lahoz ve sinarite yönelik ve gece
ışık ve tüp ile yapılan zıpkınla avcılığın Türkiye karasularında
tamamen yasak olmasına karşın yoğun olarak devam etmesi
engellenmelidir. Bu kapsamda Sahil Güvenlik’in bölgeyi kontrol
etmekte yetersiz kaldığı görülmektedir. Sürdürebilirlik kapsamında
rezerv sahalar olan bu bölgede kontrolsüz avcılığın önüne geçmek
için mutlaka ve mutlaka bölgedeki Sahil Güvenlik’in iyileştirilmesi
ve üst rütbeli kişilerce kontrol edilmesi sağlanmalıdır.
Yapılan çalışma,
Gökova Körfezi nin lahoz, sinarit ve orfoz gibi pek çok tür için
önemli bir yavru gelişme alanı olduğunu göstermiştir. Gerek lahoz,
gerekse sinarit, orfoz gibi ekonomik değeri olan balıklar üzerindeki
avcılık baskısının azaltılması için bölgede sınırlı balıkçılık
(üreme zamanı avlanma yasağı) uygulanmalıdır.
Balık çiftliklerinin,
özellikle Andızlı Koyu’ndaki çiftliliğin bölgeden uzaklaştırılması
kararı alınmasından dolayı, bu konu ile ilgili bir öneri
getirilmemiştir. (Not: eğer başka bölgelere taşımadan ziyade bölge
içerisinde yer değiştirme yönünde karar verilmesi durumunda
kafeslerin koyların dışında ve akıntı hızının yüksek olduğu çayırsız
bölgelere konuşlandırılması önerilmektedir. Tabiî ki böyle bir
uygulamaya geçilmeden önceden yer tespiti yapılmalı ve bölgenin
biYoçeşitliliği, akıntı hızı ve yönü ve su ve sediment kalitesi
araştırmaları gerçekleştirilmelidir.
Turizm
aktivitesinin yoğun etkisi gözlenen Akyaka, Çam Limanı, Sedir Adası,
Karacasöğüt, İngiliz Limanı, Tuzla Koyu, Hırsız Koyu ve
Yediadalar’da tespit edilen yoğun katı kirliliğinin acilen
toplanması için gerekli projeler başlatılmalıdır. Karasal katı atık
toplama tesislerinin bulunduğu Karacasöğüt, Akyaka, İngiliz Limanı
gibi yoğun tekne turizminin olduğu bölgelerde, günlük kapasite göz
önünde bulundurularak ve doğal yapıya uygun olarak atık toplama
hizmetlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca bölgenin
biyoçeşitlilikçe zenginliği, önemi ve katı atığın biyoçeşitliliğe
etkisinin ifade edildiği eğitici broşür, afiş ve panolar ile
turistler, turizmciler ve yerli halk eğitilebilir.
Gökova’da doğal
yapısından kaynaklanan pek çok tatlı su girdisi bulunmaktadır.
Çalışma kapsamında, tatlı su kaynaklarının su altında da
biyoçeşitliliğe önemli katkısı olduğu tespit edilmiştir. Nitekim, su
altında tatlı su çıkışlarının bulunduğu bölgeleri, birçok türün
yumurtlama alanı olarak mesken edindiği saptanmıştır. Öte yandan,
yapılan araştırma sonucunda bölgeye tatlı su girdelerinden pek çok
kirletici yük girişi olduğu da tespit edilmiştir. Bölgedeki
azmakların çıkışlarında özellikle yerleşimin bulunduğu Akyaka ve
Akbük’te evsel atık kirliliği tespit edilirken, yine Akyaka ve
Karacasöğüt’te tarım ve seracılık faaliyetlerinden kaynaklanan
kirlilik tespit edilmiştir. Bu nedenle bölgede nehir girdilerinin
deşarjlara karşı kontrole alınması gerekmektedir. Öte yandan,
azmaklardan kaynaklanan kirliliğin kaynağının tespiti sonucunda bu
kirliliğin bertarafı, azmakların doğal yapısına zarar vermeden
gerçekleştirilmelidir ve bu projeler izleme araştırmaları ile
sürekli takip edilerek denetlenmesi sağlanmalı ve olası problemlerin
çözümü için gerekli veri tabanının oluşturulmalıdır.
Akyaka İskelesinin
Azmak ağzından alınarak batıya taşınması ve küçük teknelerin Azmak
içinden çıkartılması, Azmak ekosisteminde olumlu etkilere neden
olacaktır. En başta bölgede yoğun gözlenen katı atık kirliliği ve
teknelerin pis su giderlerinden kaynaklanan mikrobiyolojik
kirliliğin önüne geçilmiş olacaktır.
Bölgenin en büyük
yerleşim sahası olan Akyaka’da özellikle Azmak etrafında yerleşmiş
tesislerin mevcut deşarjlarını Azmak’a vermesi ve yeni yerleşim
alanlarının hızla ortamda gelişmesi Azmak da kirlilik yükünün
artacağı düşüncesini doğurmaktadır. Bu duruma acil önlem alınması
ısrarla önerilmektedir. İleriye dönük olarak bölgede planlanan atık
toplama ve arıtma atığı suların verileceği alanlarda da özel ve uzun
süreli araştırmalar yapılmalıdır. Tesislerin faaliyete geçmesinin
ardından sitemin çalışma kapasitesi ve alıcı ortamdaki etkilerin
takibi izleme projeleri ile mutlaka takip edilmelidir.
Çam Limanı’nda günlük
gezi teknelerinin kontrol altına alınarak sintinelerinin ve pis su
tanklarının boşaltılması belirli aralıklarla denetlenmesi ve
iskelelerin iyileştirilmesi önerilmektedir. Özellikle iskelelerin
altında ve civarında tespit edilen ileri boyutlardaki katı atık
kirliliği giderilmeli ve ileri dönük önlemler alınmalıdır.
Karacasöğüt’te iskele
iyileştirme çalışmaları hızla devam etmeli ve limana demirleyecek
tekne sayısına limit konulmalıdır. Nehir girdisinin olduğu bölge
iskele çalışmalarından arındırılmalı ve dere ıslahına öncelik
verilmelidir. Islah çalışmaları sırasında derenin ekolojik yapısı ve
sulak alanın Dere ıslahı, derenin ekolojik yapısına ve yakın bölgede
ki sulak alan dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.
Ayrıca bu bölgelerde
liman içlerinde meydana gelen yoğun katı atık kirliliğinin en kısa
zamanda temizlenmesi gerekmektedir. Bu durum hipoksik koşulların
oluşmasına sebep olduğu için habitat kaybına sebep olmaktadır.
Karacasöğüt Koyu’nda da Çam Limanı’nda olduğu gibi katı atık
kirliliğinin engellenmesine yönelik önlemler alınması ve gerekli
temizlik çalışmalarının yürütülmesi sağlanmalıdır.
Özel
tekneler, günübirlik tur tekneleri ve mavi tur teknelerince yoğun
kullanılan koylarda özellikle yaz aylarında demirleme, katı atık, ve
pis su tanklarının boşaltılmasından dolayı yoğun kirlilik ve habitat
tahribatı gözlenmektedir. Özellikle Sedir Adası ile Çamlı arasında
kalan bölgede günübirlik turist taşımacılığı sonucu oluşan katı atık
(özellikle pet şişe) kirliliği önemli boyutlardadır. Günlük gezi
teknelerinin programları hemen hemen aynı saatleri ve mevkileri
kapsadığından aynı anda pek çok tekne aynı bölgede yoğunlaşmakta ve
bu da ortam üstündeki baskıyı ani olarak arttırmaktadır. Mevcut
turistik yapıların birkaç saat içinde aniden artan insan nüfusunun
yarattığı tahribatı tolere etmekte yetersiz kalması problemlerin
daha da zorlaşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle günlük gezi
teknelerinin programlarına kotalar uygulanması ve farklı zaman
dilimlerinde eşit ve kabul edilebilir sayıda insan yüküne hizmet
verecek kapasitede tesislerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Teknelerin demirlemeleri için uygun şamandıra sistemlerinin dizaynı
da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bu eşsiz koyların
gelecek nesillere taşınması için sürdürülebilir yönetim planlarının
uygulanması ve habitat tahribatının engellenmesi gerekmektedir. Bu
doğrultuda, ÖÇKKB personeli ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca
oluşturulmuş koruma kontrol noktaları oluşturularak belirli ücret
karşılığında tekne hizmetleri sağlanabilir (Demirleme noktaları,
katı ve sıvı atık alım noktaları liman hizmetleri vs). Böylece
koylar hem denetim altında tutulabilir hem de bölgenin devamlılığı
için gelir sağlanabilir. Bu kapsamda eğitici afiş, broşür ve
seminerler ile bölgenin zengin biyolojik yapısı ve sürekliliği için
neler yapılması gerektiği turistlere ve bölge halkına
anlatılmalıdır.
Gökova OÇKB de koruma
altında türlerin zenginliği bölgede özel habitatlarında bulunmasının
bir göstergesidir.
Akyaka, Ayın Körfezi,
Bördübet, Karaçasöğüt gibi geniş kumsal alanlar denizel ve karasal
ekosistem için son derece önemli habitatlardır. Bu alanlardan
özellikle Akyaka ve Ayın Koyunda tehdit altındadır.
Yerleşimin
yoğun olduğu Akyaka da bulunan geniş kumluk alan plaj olarak
kullanılmaktadır. Bu alanda insan etkisinden kaynaklanan kirliliğin
en düşük seviyeye indirgenmesi gerekmektedir. Özellikle bu bölgenin
drenaj sahası olması ve sıklıkla gözlenen tatlı su girdileri su
kalitesinde bazı olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bu nedenle
özellikle drenaj alanlarının daha kaliteli alanlar elde etmek adına
kontrolsüz müdahalesinden kaçınılmalıdır. Örneğin drenajı önlemek
adına bölgenin doğal yapısının bir parçası olan Azmak’ın hidrolojik
özelliklerine müdahale edilmesinden kesinlikle kaçınılmalı ve böyle
bir durumda bölgedeki biyoçeşitliliğin tahribatı bir yana, uzun
vadede kumsal alanın tahribatına da sebep olacağı dikkate
alınmalıdır. Yine bu başlık altında Azmak ekosisteminin korunması
adına bölgedeki tekne trafiğinin minimuma indirilmesi ve balıkçı
barınağının bu bölgeden kaldırılarak, Akyaka nın batısında mevcut
olan iskelenin geliştirilip, bu bölgenin aile balıkçılarına da uygun
haline getirilmesi bir kez daha önerilmektedir.
Akyaka da gözlenen
hızlı gelişim beraberinde habitat tahribatını ve dolayısı ile
yumurtlama alanına getireceği olumsuz etki göz önüne alınarak
geleceğe yönelik olarak planlanan arıtma tesisleri ve kıyı koruma
planı, hızlı artan nüfus hızı dikkate alınarak ve ekosistemde
gerçekleştirilecek araştırma ve su kalitesi izleme projeleri
doğrultusunda oluşturulmalıdır.
Ayın Koyunda planlanan
yüksek kapasiteli otel ve marina inşaatının bölgenin doğal yapısını
bozarak, kıyı ve habitat tahribatını artıracağı ve tür dağılımında
olumsuz etki oluşturacağı şüphesizdir. Bölgede ender görülen geniş
kumluk plajların önemli ölçüde kayba uğratacağı göz önüne alınarak
kesinlikle izin verilmemesi önerilmektedir.
Akbük, Çam Limanı,
İngiliz Limanı, Amazon Kamping gibi turizm tesislerinin hızla
geliştiği bölgelerde kıyı kullanımına uygun önlemlerin alınmasına ve
yerleşimin kıyı şeridinden daha içerde ve doğa ile uyumlu
planlanmasına özen gösterilmesi önerilmektedir.
Aynı şekilde
Karacasöğüt’te devam eden seracılık ve hızlı yapılaşma koy içinde
ileriye dönük problemleri göstermektir. Yine bu bölgede marina ve
liman kullanımı mevcut limitlerin üstüne çıktığında kıyı şeridinin
ve özellikle sulak alanda çok yakın bir gelecekte önemli problemler
yaratacaktır. |