Neden
Biyolojik Çeşitlilik?
Biyolojik çeşitliliğin korunması 1992’deki
Rio Zirvesi sonrasında, çevre politikalarında merkezi bir önem kazanarak
uluslar üstü bir sorumluluk haline gelmiştir. Biyolojik çeşitliğin
anlaşılması ve korunması kapsamının genişliği ve çok hedefli olması
nedeniyle gerçekleştirilmesi kolay olmayan bir amaçtır. Ancak biyolojik
çeşitliliği korumak insanoğlunun hem vicdani hem de kanuni sorumluluğudur.
Sonuç olarak gelecek nesillerin devamlılığı biyoçeşitliliğin bir bütün
olarak korunmasına bağlıdır.
Biyolojik
çeşitlilik en basit tanımıyla dünya üzerinde yaşayan tüm canlılardır. Daha
geniş tanımıyla biyolojik çeşitlilik canlı organizmalar ile onların
bulunduğu ekolojik ortamlar arasındaki çeşitliliği ve değişkenliği ifade
etmektedir. Çeşitlilik farklı bileşenler ve onların göreceli sıklığı olarak
tanımlanabilir.
Biyoçeşitlilik
ile ilgili elimizdeki en güvenilir bilgi her yıl yüzlerce türün yok olduğu
gerçeğidir. Ne yazık ki, bilim adamları bu canlıların ortamdan yok
olmalarının sonuçlarını tahmin bile edememektedirler. Bu kapsamda biyolojik
çeşitlilik araştırmalarının temel olarak şu sorulara yanıt aramaktadır;
-
Dünya
üzerinde kaç tür vardır? (3-30 milyon?)
-
Bu
türler hangileridir?
-
Nerelerde dağılım gösterirler?
-
Ekosistemin işleyişi açısından ne derece önem taşırlar (ki bu sorunun
cevabı tespit edilen ~1.4 milyon türün %1’den az kısmı için
tanımlanabilmiştir)
-
Hangi
türlerin nesli tehdit altındadır ve nasıl korunabilirler?
OCEANOS
ekibinin 2002’den beri dalış güdümlü yürüttüğü biyolojik çeşitlilik
araştırmalarının amacı özellikle Türkiye kıyılarındaki biyolojik yaşamın
çeşitliliğinin tanımlanması ve dağılım alanlarının belirlenmesidir. Datça-Bozburun
ÖÇK Bölgesi’nde ve sonrasında Gökova’da yürütülen çalışmalar kapsamında
Türkiye, Ege Denizi ya da Akdeniz için yeni türlerin tespit edilmesinin yanı
sıra, birçok yerel türün de dağılımı kayıt altına alınmıştır. Biyolojik
çeşitlilik konusunda bilgimizin artması çok önemlidir. Sonuçta bilmediğimiz
türleri ya da anlayamadığımız ekosistemleri korumak için uygun strateji
belirlemek mümkün değildir.
Özel Çevre Koruma Alanı Nedir?
Barselona'da 16 Şubat 1976'da kabul edilen Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı
Korunması Sözleşmesi çerçevesinde, Akdeniz'deki doğal alanların ve bölgedeki
kültürel mirasın yok olmaması için deniz alanlarının ve çevrelerinin özel
koruma alanları olarak korunması öngörülmektedir.
9-10
Haziran 1995’te Barcelona’da yenilenen Akdeniz’de Özel Çevre Koruma Alanları
ve Biyolojik Çeşitlilik ile ilgili maddeleri içeren protokol gereğince Özel
Çevre Koruma Alanları aşağıda tanımlanan alanlardan birini ya da birkaçını
koruma özelliğinde olan alanlar olmalıdır:
-
Örnek tipteki kıyı ve
deniz ekosistemlerinden uzun vadede var oluşlarını sağlayacak ve içerdikleri
biyolojik çeşitliliği sürdürecek yeterli boyuttaki alanlar,
-
Akdeniz’de doğal
yayılım alanlarında kaybolma tehlikesinde olan veya gerilemeleri ya da
özünde kısıtlanmaları sonucu doğal alanları azalmış yaşam alanları,
-
Hayatta kalmaları ve
üremeleri kritik olan ve iyileşmeleri tehlike ve tehdit altında olan türleri
veya fauna ve flora bakımından endemik türleri barındıran yaşam alanları,
-
Bilimsel, estetik,
kültürel ya da eğitim bakımından özel ilgi bakımından önemi bulunan alanlar
Türkiye’de Özel Çevre Koruma
Alanları
Barselona'da 16 Şubat
1976'da kabul edilen Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi
çerçevesinde, Akdeniz'deki doğal alanların ve bölgedeki kültürel mirasın yok
olmaması için deniz alanlarının ve çevrelerinin özel koruma alanları olarak
korunması öngörülmektedir.
9-10 Haziran
1995’te Barselona’da yenilenen Akdeniz’de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik
Çeşitlilik ile ilgili maddeleri içeren protokol gereğince Özel Koruma
Alanları aşağıda tanımlanan alanlardan birini ya da birkaçını koruma
özelliğinde olan alanlar olmalıdır:
-
Örnek
tipteki kıyı ve deniz ekosistemlerinden uzun vadede var oluşlarını
sağlayacak ve içerdikleri biyolojik çeşitliliği sürdürecek yeterli
boyuttaki alanlar,
-
Akdeniz’de
doğal yayılım alanlarında kaybolma tehlikesinde olan veya gerilemeleri
ya da özünde kısıtlanmaları sonucu doğal alanları azalmış yaşam
alanları,
-
Hayatta
kalmaları ve üremeleri kritik olan ve iyileşmeleri tehlike ve tehdit
altında olan türleri veya fauna ve flora bakımından endemik türleri
barındıran yaşam alanları,
-
Bilimsel,
estetik, kültürel ya da eğitim bakımından özel ilgi bölgeleri olarak
önemi bulunan alanlar.
Türkiye’de bu
protokolün uygulaması, 88/13151 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla 7 Ekim
1988 tarihinde Akdeniz'de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol'ün
onaylaması ile hayata geçirilmiştir. Bu protokol çerçevesinde belirlenen
alanlar Özel Koruma Alanı olarak tanımlanmaktadır ve Türkiye'de bu statü,
(bu güne kadar ülkemiz Akdeniz kıyılarında ilan edilen 9 adet Özel Çevre
Koruma Bölgesi kapsamında) Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının (ÖÇKKB)
Kurulmasına Dair 383 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yasallaşmıştır.
Türkiye
genelindeki toplam on dört Özel Çevre Koruma Bölgesinden (ÖÇKB) biri olan
Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi, 12.06.1988 tarih ve 88/13019 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile “Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak tespit ve ilan
edilmiştir. Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi toplam 521 km2’lik
bir alanı kapsamaktadır.
2005-2006
yılları arasında yürütülen proje ile, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi
sınırları dahilinde kıyı ve deniz ortamında yapılacak biyoçeşitlilik
çalışmaları ile bölgenin sahip olduğu kıyı ve deniz alanlarına ait biyolojik
çeşitliliğin tespitinin yanı sıra, bölgenin kıyı ve deniz ortamın da karşı
karşıya kaldığı sorunların saptanması ve bu konuda bölge için en uygun
çözümlerin oluşturulabilmesi için gerekli bilimsel veri toplanmıştır.
|