Prof.Dr. Erdoğan Okuş
1962-2006

 Giriş
 Oceanos
 Proje sonuçları
 Veri tabanı
 Proje ekibi
 Fotoğraflar
 Yayınlar
 Bağlantılar
 Görseller
 İletişim

Oceanos-Datca
Projesi Web Sayfası

 

Neden Biyolojik Çeşitlilik?
Biyolojik çeşitliliğin korunması 1992’deki Rio Zirvesi sonrasında, çevre politikalarında merkezi bir önem kazanarak uluslar üstü bir sorumluluk haline gelmiştir. Biyolojik çeşitliğin anlaşılması ve korunması kapsamının genişliği ve çok hedefli olması nedeniyle gerçekleştirilmesi kolay olmayan bir amaçtır. Ancak biyolojik çeşitliliği korumak insanoğlunun hem vicdani hem de kanuni sorumluluğudur. Sonuç olarak gelecek nesillerin devamlılığı biyoçeşitliliğin bir bütün olarak korunmasına bağlıdır.

Biyolojik çeşitlilik en basit tanımıyla dünya üzerinde yaşayan tüm canlılardır. Daha geniş tanımıyla biyolojik çeşitlilik canlı organizmalar ile onların bulunduğu ekolojik ortamlar arasındaki çeşitliliği ve değişkenliği ifade etmektedir. Çeşitlilik farklı bileşenler ve onların göreceli sıklığı olarak tanımlanabilir.

Biyoçeşitlilik ile ilgili elimizdeki en güvenilir bilgi her yıl yüzlerce türün yok olduğu gerçeğidir. Ne yazık ki, bilim adamları bu canlıların ortamdan yok olmalarının sonuçlarını tahmin bile edememektedirler. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik araştırmalarının temel olarak şu sorulara yanıt aramaktadır;

  • Dünya üzerinde kaç tür vardır? (3-30 milyon?)

  • Bu türler hangileridir?

  • Nerelerde dağılım gösterirler?

  • Ekosistemin işleyişi açısından ne derece önem taşırlar (ki bu sorunun cevabı tespit edilen ~1.4 milyon türün %1’den az kısmı için tanımlanabilmiştir)

  • Hangi türlerin nesli tehdit altındadır ve nasıl korunabilirler?

OCEANOS ekibinin 2002’den beri dalış güdümlü yürüttüğü biyolojik çeşitlilik araştırmalarının amacı özellikle Türkiye kıyılarındaki biyolojik yaşamın çeşitliliğinin tanımlanması ve dağılım alanlarının belirlenmesidir. Datça-Bozburun ÖÇK Bölgesi’nde ve sonrasında Gökova’da yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye, Ege Denizi ya da Akdeniz için yeni türlerin tespit edilmesinin yanı sıra, birçok yerel türün de dağılımı kayıt altına alınmıştır. Biyolojik çeşitlilik konusunda bilgimizin artması çok önemlidir. Sonuçta bilmediğimiz türleri ya da anlayamadığımız ekosistemleri korumak için uygun strateji belirlemek mümkün değildir.

Özel Çevre Koruma Alanı Nedir?
Barselona'da 16 Şubat 1976'da kabul edilen Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi çerçevesinde, Akdeniz'deki doğal alanların ve bölgedeki kültürel mirasın yok olmaması için deniz alanlarının ve çevrelerinin özel koruma alanları olarak korunması öngörülmektedir.

9-10 Haziran 1995’te Barcelona’da yenilenen Akdeniz’de Özel Çevre Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitlilik ile ilgili maddeleri içeren protokol gereğince Özel Çevre Koruma Alanları aşağıda tanımlanan alanlardan birini ya da birkaçını koruma özelliğinde olan alanlar olmalıdır:

  1. Örnek tipteki kıyı ve deniz ekosistemlerinden uzun vadede var oluşlarını sağlayacak ve içerdikleri biyolojik çeşitliliği sürdürecek yeterli boyuttaki alanlar,
  2. Akdeniz’de doğal yayılım alanlarında kaybolma tehlikesinde olan veya gerilemeleri ya da özünde kısıtlanmaları sonucu doğal alanları azalmış yaşam alanları,
  3. Hayatta kalmaları ve üremeleri kritik olan ve iyileşmeleri tehlike ve tehdit altında olan türleri veya fauna ve flora bakımından endemik türleri barındıran yaşam alanları,
  4. Bilimsel, estetik, kültürel ya da eğitim bakımından özel ilgi bakımından önemi bulunan alanlar

Türkiye’de Özel Çevre Koruma Alanları
Barselona'da 16 Şubat 1976'da kabul edilen Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi çerçevesinde, Akdeniz'deki doğal alanların ve bölgedeki kültürel mirasın yok olmaması için deniz alanlarının ve çevrelerinin özel koruma alanları olarak korunması öngörülmektedir.

9-10 Haziran 1995’te Barselona’da yenilenen Akdeniz’de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitlilik ile ilgili maddeleri içeren protokol gereğince Özel Koruma Alanları aşağıda tanımlanan alanlardan birini ya da birkaçını koruma özelliğinde olan alanlar olmalıdır:

  • Örnek tipteki kıyı ve deniz ekosistemlerinden uzun vadede var oluşlarını sağlayacak ve içerdikleri biyolojik çeşitliliği sürdürecek yeterli boyuttaki alanlar,

  • Akdeniz’de doğal yayılım alanlarında kaybolma tehlikesinde olan veya gerilemeleri ya da özünde kısıtlanmaları sonucu doğal alanları azalmış yaşam alanları,

  • Hayatta kalmaları ve üremeleri kritik olan ve iyileşmeleri tehlike ve tehdit altında olan türleri veya fauna ve flora bakımından endemik türleri barındıran yaşam alanları,

  • Bilimsel, estetik, kültürel ya da eğitim bakımından özel ilgi bölgeleri olarak önemi bulunan alanlar.

Türkiye’de bu protokolün uygulaması, 88/13151 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla 7 Ekim 1988 tarihinde Akdeniz'de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol'ün onaylaması ile hayata geçirilmiştir. Bu protokol çerçevesinde belirlenen alanlar Özel Koruma Alanı olarak tanımlanmaktadır ve Türkiye'de bu statü, (bu güne kadar ülkemiz Akdeniz kıyılarında ilan edilen 9 adet Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında) Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının (ÖÇKKB) Kurulmasına Dair 383 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yasallaşmıştır.

Türkiye genelindeki toplam on dört Özel Çevre Koruma Bölgesinden (ÖÇKB) biri olan Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi, 12.06.1988 tarih ve 88/13019 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak tespit ve ilan edilmiştir. Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi toplam 521 km2’lik bir alanı kapsamaktadır.

2005-2006 yılları arasında yürütülen proje ile, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları dahilinde kıyı ve deniz ortamında yapılacak biyoçeşitlilik çalışmaları ile bölgenin sahip olduğu kıyı ve deniz alanlarına ait biyolojik çeşitliliğin tespitinin yanı sıra, bölgenin kıyı ve deniz ortamın da karşı karşıya kaldığı sorunların saptanması ve bu konuda bölge için en uygun çözümlerin oluşturulabilmesi için gerekli bilimsel veri toplanmıştır.